17 Ocak 2010 Pazar

Yalan


     Anam eşikteydi, babam beşikteydi, ben yüz on beş yaşında bir delikanlıydım. Asam bana bir tokat attı. “Git babanın beşiğini salla dedi.” Anneme kızdım, bir o tarafa salladım, bir bu tarafa salladım, babamı yüzüstü beşikten yere düşürdüm. Annem sopayla babam kürekle beni kovdular, evden kaçtım. Gittim önüme bir yuvarlak minare çıktı. Yuvarlak minareyi boru diye belime soktum. Gülleri darıdır diye cebime doldurdum. Artık benim burada kalacak kimsem kalmadı. Annem babam beni içeri almazlar. Gurbete gitmeye karar verdim. Bir tüfek almak için tüfekçi dükkânına gittim. Üç tane tüfeği vardı. İkisi kırıktı, birisinin de çakmağı yoktu. Orada iki arkadaş vardı, onlar da bana arkadaş oldular.
    Üç arkadaş gurbete çıktık. Daha şehirden çıkmamışken önümüze üç yol çıktı. İkisi yok, birisinin hiç suyu yok. Gölde üç ördek yüzüyordu, ikisi ölmüş birisinin hiç canı yok. Her biri göl mandasına benziyor. Çakmağı yok tüfeği döndürdüm. Canı yok ördeği nasıl vurdumsa arkadaş canı yok ördeğin sesinden üç dört köy yıkıldı. Bir ip attık canı yok ördeği suyu yok gölden zorla çekip çıkardık. Arkadaşlarım bunun derisini yüzmeye başladılar. “bunu nerede pişirelim?” dediler. “Siz bunun derisini soyup kemiklerini kırana kadar ben size gidip bir kap getireyim.” Ördeğin sesinden yıkılan köylerden birine gittim de üç ev karşıma çıktı. İkisi yıkılmış da biri harabe. Harabe eve içeri girdim ki üç kocakarı oturuyor. Çok yaşlı değiller. Üç otuzunda. Bir kocakarının yanına yaklaştım. “Bana bir kap ver. Ördek vurduk onu pişirelim.” “Siz miydiniz ördeği vurup da köylerimizi başımıza yıkan? Ben gelin olurken üç tane güveç getirmiştim. Git bak hangisini götürürsen götür.” baktım ki ikisi kırık birisinin de hiç dibi yok. Dibi yok güveci götürdüm, bir ocak kurduk. Ördeğin etini attık üstüne. Oralardan ot yoldum, yaktım bir ocak. Kaynadı, donu gitti, suyu kaldı. Sürekli arkadaşlarla ördeğin etini yedik, kemiklerini attık. Meğer bunun kemiklerinden öyle bir buğday tarlası bitmiş ki. Arkadaşlarıma dedim ki gelin bunu toplayalım. Arkadaşlarım: “Ne yapalım biz gurbet adamıyız.” Bir avuç sümbülünden alıp avucumda ufaladım, üfürdüm, kocaman bir çuval buğday olmuş. Biraz götürdüm, tavuklara serpmeye başladım. Tavukların içinde al bir horoz gördüm. El attım tutamadım. Koştum ulaşamadım. Caminin damına çıktım da cığalarını tuttum. Gem vurdum ağzına, bindim horoz atıma. “arkadaşlar ben sizden ayrılacağım. Benim babam çocuk idi, yüz üstü bırakıp geldim. Acaba ne oldu?” horoz atım ne oldu? Horoz atımı teptim yokuşa yukarı. Memleketime yaklaşınca öyle bir karpuz tarlası gördüm ki ucu var bucağı yok. Dedim babam çocuk idi, bir tane karpuz götüreyim de emsin. Cebimden bıçağımı çıkardım. Karpuza nişan vurmak için kırmızılığına bakayım dedim. Bıçağım delinip karpuzun içine düştü. Elimi soktum bulamadım. Kolumu soktum bulamadım. Kendim içine girdim. Oradan bir adam geldi. “Ulan eşek oğlu eşek ne arıyorsun orada?” bıçağımı arıyorum dedim. “Ben o karpuzun içinde yedi katır yükü bakırı kaybettim. Sen bir bıçağı mı bulacaksın?” vazgeçtim, horoz atıma bindim. Geldim bizim köyün kenarına ki babam yeni dışarı çıkmış, elinde bir çubuk dolaşıp duruyor. Aman babacığım sen buralarda ne arıyorsun, çocuk adam? “Petekten bir topla arı kaybolmuş onu aramaya çıktım.” Peki, sen git ben bulup getiririm, dedim. Gittim ki ne gideyim. Bir köylü arıyı çifte koşmuş. Arıyla ekin ekiyor. Kattım arıyı önüme arı uçtu, horoz kaçtı. Kamçıyla vura vura arıyı getirip peteğe soktum. Horoz atımı ahıra bağladım. Arkadaş meğerse çok bindiğim için horozun sırtı öyle şişmiş ki biraz çim getirip horozun sırtına bağladım. Gittim biraz yattım. Ben uyuduğum zaman horozun sırtından öyle bir selvi ağacı bitmiş ki ahırın üstünü kaldırıp atmış. Selvi ağacının tepesine çıktım ki hafif kar yağmış. Ben bunu nasıl biçeceğim? Gittim o kardan istifade ederek bir tilki izi buldum. Tilkiyi getirdim kuyruğuna bir orak bağladım. Tilki kaçtı orak biçti. Bende buğdayı çuvallara doldurdum. E şimdi bu çuvalları nasıl indireceğim? Bir çeşmenin arkında bir kurbağa buldum. Kurbağaya palan vurdum. Çektim yedi yerden kolan. Söylediklerimin bütünü yalan.

3 yorum:

mefisto dedi ki...

muhteşem! :D:D:D

ebru albayrak dedi ki...

harika...

kadir dedi ki...

çok güzel miş be