17 Ocak 2010 Pazar

üç arkadaş



Üç arkadaş yola çıkıyorlarmış, adamın biri gelip selam verir: “Selamünaleyküm.” der. Biri der ki: “Bana selam verdi.” Diğeri der ki: “Yok bana selam verdi.” Bunlar kavga etmeye başlarlar. Bunlara bir yolcu rastlar der ki: “Siz niye kavga ediyorsunuz?” “O giden adam selam verdi. O diyor ki bana verdi. Ben diyorum ki bana verdi. Bu yüzden kavga ediyoruz.” “O adamı çağırıp sorun kime selam vermişse selam onundur.” Adamı çağırırlar. “Gel baba gel.” Adam gelir. “sen bu selamı kime verdin?” adam bakar ki bunlar bir şeye benzemiyor. Der ki: “Kim ahmaksa ben bu selamı ona verdim.” Biri der ki: “Ben ahmağım.” Öteki der ki: “Ben senden ahmağım.” Öbürü de der ki: “Ben ikinizden de ahmağım.” Yine kavga etmeye başlarlar. Bunlara birisi rastlar, durumu ona anlatırlar. Der ki: “Gidin bir hâkime danışın.” Her şeyi hâkime anlatırlar. Hâkim der ki: “Önce sen gel bakayım senin ahmaklığını anlayacağım.” Der ki:
“Hâkim bey, bizim yanımızda bir komşumuz vardı. O çok zengindi ben de fakirdim. Hanımla müşavere ettik. Biz bu zengin adamın duvarını yıkıp parasını çalalım. Biraz da biz nasiplenelim. Hanımım dedi ki, bey doğru söylüyorsun ama o zaman sacı kızdırıp avurtlarına basarlar. Önce bu işi dene, dayanabilirsen bu işi yap, yoksa yapma. Tandırı yaktırdım, sacı kızdırdım ve avurtlarıma bastım, başıma bastım, yandım. Hanım sen benim yatağımı ser yatayım. Biz bu işi yapamayacağız. İşte hâkim bey benim ahmaklığım bu.” Hâkim der ki: “Sen geç, sen söyle.” “Hâkim bey, benim bir karım vardı. Bir ineğim, bir de danam vardı. O dedi ki danayı sen bağla, ben dedim ki yok sen bağla. Dedi ki kim ilk önce konuşursa o bağlasın. İkimizde konuşmamaya başladık. Karım kalkıp gidip kayboldu. Ben de evde oturdum. Nahır geldi, ineği, danayı başlamadım. Dana gelip ineği emdi, inek ekmekleri yiyip bakır kapları döktü. Ben kuyuya girdim, bir kadın geldi. Ayşe Hanım diye bağırdı. Hanımım ses çıkarmadı, ben de kuyudayım. Vay seni köpek karıyı öldürmüş kuyuya girmişsin. Gitti kadının kardeşlerine haber verdi. Gelip ip attılar, beni kuyudan çıkardılar. Dediler ki, kız kardeşimize ne yaptın? Desem ki kardeşinizden haberim yok, danayı bağlayacağım. Beni çeke çeke hâkimin huzuruna götürdüler. Hâkim bana sordu, söylemedim. Dedi ki, bunun dili tutulmuş. Getirin darağacını kurun. Darağacını kurup beni asmak istediler. Haber vermişler, hanımım geldi. Beni ipten indirdiler. Benim ahmaklığım bu kadar.” Hâkim ötekine der ki: “Sen söyle bakalım.” Öteki der ki: “Bir gün kalkıp işe gittim. Arkadaşlarımdan birisi rastladı. Dedi ki, arkadaş rengin niye böyle kaçmış? Bir şeyim yok dedim. Sen hastasın dedi, yok canım ben hasta değilim dedim. Hastasın dedi, oradan geri döndüm. Hanımıma dedim ki, ben hastaymışım benim yatağımı ser yatayım. Yattım ekmek yemedim, yemek yemedim, kimseyle konuşmadım. Hastaymışım meğer. O gün öyle durdum, ertesi gün öyle durdum, açlıktan işim bitti. Hanımım dedi ki, bey tandırı yakayım seni tandırın yanına yatırayım, terle. O gün hanımım dolma pişirmiş. Tandırı söndürdü dolmayı tandırın içine koydu. Benim yatağımı oraya serdi. Karım gidince ben tandıra eğildim. Dedim ulan ölene kadar bir dolma alıp ağzıma atayım. Dolmayı ağzıma koydum karım geldi. Avurdun şişmiş canın çıksın dedi, hastalığın avurduna vurmuş. Yanımızda bir dişçi var gitti onu getirdi. Avurdumu yardılar dolmayı çıkardılar. Bir müddet o yaranın acısını çektim.” Hâkim der ki: “Ahmak sensin selam senin.”

0 yorum: